Go to Top

ÇOCUKLARDA İNATÇILIK

İnatçılık bebeğin dünyaya gelişinden  beri varolan  bir mizaç özelliği olabileceği gibi okul öncesi çocukların bazı dönemlerinde görülen  anne babaların en fazla şikayet ettiği tutum ve davranışlardır. Hatalı anne baba tutumu, yaşanan olumsuz bir olay ya da koşullardan kaynaklandığı zannedilse de bu etkenlerle  genellikle doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır.

Bebeklikten birey olmaya giden yolda kendi kimliğini ve kişiliğini inşa eden çocukların büyük çoğunluğu inat etmesi gerektiğini düşündüğü bir dönemden geçer. Bu inatçı tutum tüm yaşam olaylarına ve etkileşimde bulunduğu insanlara karşı olabildiği gibi kendisine spesifik olarak seçtiği kişi, davranış ya da etkinliklere yönelik de olabilir. Öncelikle bu durumda ebeveynin kendisini ya da çocuğu suçlayıcı bir yanılgıya düşmemesi ve bunun sağlıklı bir birey olması için geçirmesi gereken gelişimsel bir dönem olduğunu kabul etmesi gerekir.

İlk 18 aydan sonra kendisinin anneden bağımsız bir birey olduğunu fark etmesiyle odak noktasını kendine çevirmeye başlar. Kendi istekleri olduğunu fark eder ,çevresini kontrol etmeye çalışır  ve istedikleri olmayınca ebeveyne ilk başkaldırılar başlar. Ani öfke patlamaları ,istediklerini  yapmayan kişiye yönelik bir şey fırlatma, itme ,ısırma ve vurma görülebilir. Bu aylarda gözlemlenen şiddet yönelimli davranışlarının arkasında acı verme isteği  yoktur. Şiddet yönelimli davranışın arkasında çocuğun empati yeteneklerinin gelişmemiş olması  yatar. Bu nedenle  muhatap olduğu kişinin acı duyma  ihtimali göz ardı edilerek dikkat çekmeye çalışır. Böyle tepkilerle karşılaşma anında  yetişkinlerin soğukkanlı davranmaları gerekir. Verilicek ani tepkiler çocuğu daha hırçınlaştırmaktan öteye gitmeyecektir. Öncelikle şiddet içeren edimleri durdurulmalıdır. Yüksek ses tonuyla cevap vermenin yararlı olmayacağı gibi kızgınlığı vücut dili ve mimiklerle yansıtmak çok daha net bir mesaj verecektir. Çocuk kenara çekilip ağlayarak ya da sevimlilik yaparak bu duruşunuzu bozmaya dikkatinizi dağıtmaya çalışacaktır. Kararlı olmak ve bu şekilde tepkinizi yansıtmak öfke nöbetlerine karşı ne kadar sağlam durduğunuzun net gözlemlenmesini sağlar ve ileride yaşanması olası nöbetlerin sıklığını ve süresini azaltır.

Çocuğun inatlaşma ve çatışma döneminde kriz anlarında çocuğu yalnız bırakıp sakinleşmesini beklemek yanlış bir yaklaşım olacak, yok sayılma etkileşiminizi olumsuz etkileyecektir.   Çocukla birlikte krizin yaşandığı ortamdan biraz uzaklaşmak sakinleşme süresini kısaltacaktır. Çocuğun sizinle inatlaşmasının altında yatan size kendisini bir birey olarak kanıtlama çabasıdır. Onunla yarışmak, inatlaşmak, size karşı savunmasız bırakmaya çalışmak ya da zaaflarını kullanmak, tehdit etmek olumsuz ebeveyn- çocuk ilişkilerinin temelini atar. Benlik algısını tamamlama girişiminde olan çocuklara “ bebek gibi ağlıyor, bebek gibi davranıyorsun…” gibi geri bildirimlerde bulunmak özellikle bu dönemde daha fazla benliğini zedeler.

Günlük iletişim örüntülerinizde çocuğa karşı sık sık  “ hayır, yapma “ uyarılarında bulunmak etkinin zayıflamasına neden olmakla birlikte, özellikle bu inat dönemlerinde kışkırtıcı bir nitelik taşır.    Yapamayacaklarını ifade etmek yerine yapabileceklerine dikkat çekmek çocuğun kendine güvenini arttırcak daha özgür ve özerk hissettirecektir.

Kural koyarken “ Ben böyle istiyorum “ ile “ Çocuğum için bu gerekli ve yararlı” ayrımını iyi yapmak gerekir. Sırf anne baba otoritesini sarsmamak adına (1) aşırı kuralcı ve katı olmak, (2)çocuğun da farklı kişilik özellikleri, istekleri ve zevkleri olabileceği gerçeğini göz ardı ederek kural koymak,(3) kendinizi referans alarak çocuk ile ilgili beklentilere girmek  hem çocukta hem de sizde başarısızlık hissi doğurabilir. Çocuğun davranışsal, fiziksel ve duygusal gereksinimlerini gözeterek  kurallar koymak ve bu konuda kararlı bir profil çizmek hem ebeveyn hem de çocuklar için daha sağlıklı ve kolay olacaktır.

Kural uygulamada zaman zaman çocuğa imtiyaz tanımak ya da taviz vermek ileride bu kuralın uygulanma ihtimalini yüksek oranda düşürecektir. Yapılmaması gereken bir diğer şey ise  farklı ortamlarda başkalarının  rahatsız olacağı ya da tepki göstereceği kaygısıyla çocuğu susturmak adına hemen istediğini yapmak. Böylece ev dışındaki ortamlarda bu krizlerle karşılamanın garantisini almış olursunuz.  Bu dönemin uzunluğu , başlama ve bitme tarihi her çocukta farklılık göstermekle birlikte ebeveynlerin şikayetleri büyük oranda benzerlik göstermektedir.  Bu sıkıntılı dönem çocuğun geri kalan hayatında sınırlarını, haklarını ve etkileşim halindeki diğer insanların sınırlarını bilme , uzun vadede sosyal uyum ve etkili iletişim örüntüleri kurma yeteneğini  inşa etme süreci olarak görülebilirse  dönem bitiminde hem aile hem de minik birey için olumlu geri bildirimler açıkça görülücektir.

Burcu ÖZKAN
Psikolog